Cuma

nefes almak için sebep gerek

Çarşamba

ben bir masal anlattım

..olamayanlarla baktım aynadaki surete, gözlerim dikkatimi çekti önce..dudaklarımı ıslattım dilimle, öyle, susuz-kupkuru
ellerimle dokundum saçlarıma narin yumuşacık, belli ki henüz büyümemiş düşlerimle..
kendi dilimle birşeyler fısıldar oldum
alışkanlık işte,
ben bile duymadım
..
kimsin dedim adın ne, sesin ne kaç yaşında bedenin
bu çizikler niye?
olmadı, bu sefer anladıda cevap vermedi

(..)


bir nota, bir çok dille anlatılacak olan bu nota..hiç gitmediğimiz diyarlarda başka tenlere fısıldarız, başka suretlere ve hatta başka aynaları parçalarız .. yine biz oluruz sen ben değil biz.. sonra .. sen-ben-biz-onlar..

büyürüz çığ gibi, nereye kadar savurursa..

Salı

beni vur

yolunu kaybetmiş bebekler var vücutlarda
duraklar bilek bitimlerinde
bir daha yara almak zorlaşır her demde
Tanrım diyorum, nerede bitimlerim
göster kudretini de kanla karışık düşeyim yeniden
bir kaç yüzün var şaheser ve hayret

Cuma

büyümek çok sıkıcı

ve bunu bir güne sığdırmak, sabaha karşı yüksek topuklu bir kadın olmak..

Çarşamba

ben de 0 faizle çok amaçlı kredi sisteminin mağdurlarındanım, hoş hiçbir banka amaçsız hayatımı siklemese de ben kendimi donuna kadar soyulmuş hissediyorum.

Salı

Oturan bir entelektüel  yürüyen bir embesilden daha uzun yol alır

buranın arka çıkışı var mıdır

 ne diye her şey yerli yerinde olur ki, sanki her şey yerli yerindeymiş gibi. Darmadağın yaşamı ne derece yerli yerine getirebildin ki sütyenini pijamanı düzene sokuyorsun demezler mi adama

velhasıl
çakal güzel film, gidin bi sohbet edin erkan abinizle