Perşembe

içime çakılı, hoyrat

melodram bir çığlık, bencil bir ruh, sahipleniyorum ne varsa arta kalan yarım yamalı kelimeleri, cebimde birikiriyorum delik olup boşaldığımı bile bile. Garip bir hüzün ya da utanç tanımsız duygu çöküyor kapımın eşiğine, üstüne yağar oluyorum korunuyorsun hareketsiz sessiz yeşil bir şemsiyeyle. Nasıl şiddetle dökülüyorsam üzerine o denli yumuşak inişler yapıyorum korkmayasın acımayasın üzülmeyesin yalnızca gitmeyesin diye. Çıkmaz sokağın dibinde paylaşıyorum parmak uçlarını, sesini, göz kapaklarını acınası halime bakıyorum ve korkuyorum. Hiç olmamaktansa ucundan tutunmak daha az acılı oluyor, koşulsuz kalıyorum ayak bileğinin ucunda-paylaşıyorum parmak uçlarını bileğin hariç, sesini kelimelerin hariç, göz kapaklarını bakışların hariç .. Bense saklanıyorum içinde bir yerler de, en gizinde ..

.. oysa ben senin fahişenim, kasıklarının ufak bir detayı, hepsim bu