Çarşamba

bir varmış bir yokmuş

 uyanır uyanmaz ilk işim kahve içmekti bir zamanlar, kısık sesli şarkılar eşliğinde tekrar ederdim artıkları.
Bir yudum sonrası nelerin değişeceğini kestiremezsin, bir sonraki kelimenin bir öncekine nispet nasıl çirkinleşeceğini. Bir yudum sigara, şarap, esrar ve kelimeler, öyle gidip gelen gelip giden.. herdaim yerini yadırgıyan kadınlığım gibi. ara sıra gelip sıkılınca giden, yerini aptal bir çocuğa bırakan kadınlığım. Süslü elbiseleri yok, topuklu ayakkabılarını ancak uyurken geçirir ayaklarına. Cesareti yok sokakta giymeye, düşleyemediklerini yaşamak ona göre değil. hani olur ya köşe başında sevişmeye kalksa iyi kalpli bir adamla elbisesinin altında sergileyebileceği eğlenceli bir manzarası olmayacak,  kırmızı rujundan başka..



Acele etme derdi annem, daha çok sıkılacaksın şimdiden tüketme, herşeyin yok olduğu bir an kendini arayacaksın, en çok sana ihtiyacın var.. Büyüdükçe annem oldum, fincanı tutuşum.. sesim, hiç görmediğim çiçeklerim, çeyizliğim anne sıcaklığım.. yavaş yavaş, acele etmeden dönüştüm, çokça sıkıldım çokça yok ettim, tükettiğim kelimelerimle, biriktiremediğim sevincimle. Kara kaplı bir defter burası, her sayfa son satırları aynılaşan bir kaç iyi adama, her başlık edilgenliğiyle gurur duyan bir narsiste adanmış. Edip Canseverin arasıra uğradığı, Cemal Süreya'nın suratıma tükürdüğü bir kaç hatıra da cabası, dedim ya hepitopu bir kaç iyi adam.

5 posta:

Adsız dedi ki...

Hey i am suuper boy

Adsız dedi ki...

sen şu masallardaki kırmızı kurdalesi olan ve her an ağlamaklı bakışlar fırlatan
herneyse
sevişmeliyiz

wimparella dedi ki...

ben de daha çok sıkılır gibi oldum şimdiden.

Marla dedi ki...

şey ya özledik dee.

turtaa dedi ki...

bir gece ansızın (: